Dinar Hakkında

Afyonkarahisar’ın Akdeniz Bölgesi’nde kalan kesiminde, Denizli-Ankara anayolu üzerinde, “Dinar Ovası” adıyla anılan ovanın doğu kıyısında yer alan ilçesi ve ilçe merkezi olan kent. Yüzölçümü 1286 km² olan Dinar ilçesi kuzeyde Sandıklı, kuzeydoğuda Şuhut, doğuda ve güneyde Isparta ili, güneybatıda Dazkırı İlçesi, batıda ise Denizli ili ile çevrilidir.

İlçe topraklarının doğusu engebeli, batısı ise düzlüktür. Kuzeydoğuda Kumalar Dağı, batıda ise Isparta iliyle doğal sınır oluşturan Karakuş Dağları yer alır. B. Menderes nehri bu ilçeden doğar. Alüvyonlardan oluşan Dinar Ovası, akarsuların bolluğu yüzündengeçmişte bataklığa dönüşmüş ve sıtma yuvası haline gelmişti. 1940’lı yıllarda başlayan ağaçlama ve kurutma çalışmaları sonucunda ovadaki bataklıklar kurutularak ova ekilebilir ve verimli bir tarım arazisi haline getirildi. İlçe halkının en önemli geçim kaynağı tarımdır. Ovada en çok şeker pancarı, tahıl, balagiller ve afyon yetiştirilir. Un fabrikaları, tarım aletleri, teneke kutu, balık ağı, çuval vb. ilçenin başlıca sanayi etkinlikleridir.

Eski bir yerleşim yeri olan Dinar, tarihte Kelenai, Apemeia Kibotos gibi adlarla anılmıştır. Yöredeki höyüklerde yapılan kazılar, bölgedeki ilk yerleşimin M.Ö. 3000’li yıllarda gerçekleştiğini göstermiştir. Ulaşım yolları üzerinde önemli bir ticaret, din ve kültür merkezi olan yerleşim, M.Ö.1000 yıllarında önde gelen Frigya kentlerinden biriydi.

Kral Midas M.Ö. 8. Yüzyılda başkentini buraya taşıdı. Lidyalılar zamanında da (M.Ö. 660-546) önemini koruyan kent, Pers Kralı II. Dareios Okkos’un (krallık yıllareı M.Ö. 423-404) M.Ö. 407’de kurduğu büyük Frigya Satraplığı’nın merkezi oldu. Pers Kralı Kserkses buraya bir saray yaptırdı. M.Ö. 333 yılında İskender’in hakimiyeti altına giren Keleinai ve çevresi, daha sonra, Nuh’un Gemisi” efsanesinden dolayı şehrin adı “Apameia Kibotos” şeklini aldı. Apameia daha sonraki dönemlerde sırasıyla Roma, Bizans ve Selçuklu yönetimleri altında yaşadı Eski dönemlerde zengin bir kent haline gelen Apameia’nın yıkıntıları ile Kserkses Sarayı’nın kalıntıları halen kentin kuzeydoğusunda toprak altındadır.

Türk idaresi altına girince “Geyikler” adına alan kent, önce Germiyanoğulları Beyliği’ne bağlı olarak yönetildi, sonra Beyliğin Osmanlı idaresine katılması ile aynı eyalete bağlı bir kaza olarak yönetildi. Eski ihtişamını kaybetmiş, bir hayli küçülmüş olmasına rağmen hâlâ önemli bir yer olarak görülen Geyikler, 1530 yılında merkezi Kütahya olan Anadolu Eyaleti’ne bağlı bir kaza merkezi idi. 17. Yüzyılda kazanın nüfusu azalmış, yerleşim birimleri seyrekleşmiş olduğundan devlet tarafından iskân bölgesi olarak seçildi ve çok sayıda Türkmen aşiretinin iskânına sahne oldu. 1842’de de Hüdavendigâr Eyaleti’ne (Merkezi Kütahya) bağlı bir kaza olduğu bilinen Geyikler, 1860’lı yıllarda (Dazkırı ile birlikte) Hüdavendigâr Vilayeti’nin Karahisar-ı Sahip Sancağı’na bağlı Sandıklı kazasına bağlı bir nahiye haline getirildi. Geyikler Nahiyesi 1909 yılında Karahisar-ı Sahip Sancağı’na bağlı bir kaza (ilçe) oldu. 1912 yılında Geyikler adı değiştirilerek, kazaya “Dinar” adı verildi.

Kurtuluş Savaşı’nda Süvari Kolordusu Karargâhı ve hayati bir ikmal merkezi olan Dinar, Cumhuriyet döneminde un fabrikalrı, bol su kaynakları ve hidroelektrik santrali ile bölgede özel bir yere sahip oldu. İstikrarlı bir gelişme gösteren şehrin nüfusu 1990’lı yıllarda 40 bine ulaştı. Ancak şehrin önemli bir bölümünü harap hale getiren 1995 depremi bu gelişmeyi kesintiye uğrattı. Halkın büyük bir kısmı başka il ve ilçelere göçettiği için şehir boşaldı. Daha sonra yıkılan mahallelerin tümü devlet eliyle yeniden yapıldı, nüfus yeniden arttı.

Kaynak: Dinar Yazıları, Mehmet TEKİN,Color Ofset, İskenderun, 2009